amiga

avrupa amiga'yı bekliyor

ses ve grafik özellikleriyle "üstün" bir bilgisayar olarak nitelenen amiga, abd dışındaki ilk yolculuğuna hazırlanıyor. commodore'un pazarlama planına göre amiga, haziran ayı ortalarında, heyecanla beklendiği avrupa'da da bilgisayar meraklılarının karşısına çıkacak.

bugün pazarlaması bile bilgisayar dünyasında olay yaratan amiga, üç yıl önce mütevazi bir proje olarak doğmuştur. hi-toro şirketini kuran abd'li yatırımcılar başlangıçta küçük bir ev bilgisayarı modeli geliştirmeyi planlıyorlardı. amaç, video oyunları salgınlarından yararlanarak, bilgisayarları gibi küçük bir pazar payı kapmaktı. atari'den transfer edilen tasarımcı jay miner'ın yönetimindeki ekip projeyi gerçekleştirme aşamasına yaklaşırken, ortaya çıkacak ürünün herhangi bir ev bilgisayar olmayacağı da yavaş yavaş anlaşılıyordu. bu arada yeni model için isim bile bulunmuştu; latin dillerinde "arkadaş" anlamına gelen "amica"... ne var ki, bu isim başka bir firma için tescil edilmişti. "c"nin yerine "g" gelmesine karar verildi, yani "amica" "amiga" ya dönüşüverdi.

toplam 43 kişinin çalıştığı küçük bir işletme olan ve parasal açıdan joystick satışlarına bel bağlayan hi-toro'nun yapısı, yeni projenin yükünü kaldıramıyordu. amiga, basit ve ucuz bir model olmayacaktı, üstelik eldeki teknoloji üretim maliyetlerini düşürmeye elverişli değildi.

hi-toro'nun kurucuları "tamam mı, devam mı" diye düşünürken devreye commodore firması girdi. amiga'yı projeleri ve tüm personeliyle 25 milyon dolar karşılığında devralan commodore, jay miner'ın ekibine geniş bir çalışma alanı yarattı. chip üretimindeki mos teknolojisiyle düşük maliyet imkanı da, amiga'yı yeni patronlarının desteğinde daha sağlam bir temel oturtmuş oldu; çalışmalar yeniden hızlandı.

sonuç malum: amiga... ses ve grafik potansiyeliyle bilgisayar dünyasında haklı bir başarı kazanan ve abd'de "iyi satan" bu model, dünya pazarlarında da aynı parlak çizgiyi sürdürebilecek mi? şimdilik amiga'nın dününü bugününü bilmekle yetinelim ve "avrupa macerası"ndan haberler için haziranı bekleyelim.

commodore dergisi, mart 1986
sayı 1, sayfa 10
https://arsivsozluk.com/d/37
Devamını okuyayım...
disco
0

dbase ii

1977 yılında wayne ratliff veri yönetimi ve enformasyon elde edilmesi konuları üzerinde Jet Propulsion Laboratuvarında çalışmalar yapıyordu. Bu program, ilk olarak büyük sistemler için yazıldıysa da, birkaç sene içinde Ratliff tarafından kişisel bilgisayarlara uyarlandırılıp, geliştirildi. 1979’da Vulcan adını verdiği bu programı byte Dergisi’nde yayınladı. 1980’de george tate ve george lashlee tarafından hakları satın alınıp, ismi dBase ii olarak değiştirildi. Daha sonra, programın pazarlanabilmesi için Ashton-Tate firmasıyla anlaşmaya varılınca, kısa bir sürede mikrobilgisayar dünyasındaki lider veri tabanı yönetimi programı durumuna geldi. İsmi dBASE ii olmasına karşın daha önce dBASE i versiyonu asla yaratılmamıştı.

bilgisayar ansiklopedisi - 1991 - milliyet
sayfa: 33

https://arsivsozluk.com/d/11
Devamını okuyayım...
disco
0

amiga 4000

uzun zamandan beri yeni bir gelişme göstermeyen, eski sistemlerin yeni modellerini üreten commodore firması sonunda yeni seri amiga'ları piyasaya sürdü. aslında daha önce a800, 2200, 4100, 4200 ve 4300'ün tasarımlarının yapıldığı haberi ve bu yeni modellerin özellikleri commodore'dan bildirilmişti. fakat beklenenlerin tersine 4000 serisi yerine tek bir a4000 modeli ve diğerlerinin yerine de mini 4000 sayılabilecek sürpriz bir amiga modeli üretildi ve a1200 satışa sunuldu. her iki makina da commodore'un piyasadaki imajını yükseltecek özellik ve gelişimleri sahip.

hatırlarsınız firmanın ürettiği en son makina amiga 600'dü. gerçek bir ev bilgisayarı olarak tasarlanan ve bu amaçla piyasa sürülen 600, commodore'un oyun ve iş makinalarını birbirinden ayırt etme yolunu seçtiğine dair ilk mesajı veriyordu ve yeni nesil makinaların çıkmasıyla bu kanı daha da güçlendi. özellikle amiga 4000 pek çok yönden kullanıcının ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir makina. her şey yenilenmiş ve ek pek çok özellik getirilmiş. ilk göze çarpan değişiklikler ise dış görünüşte. klavye amiga cdtv'ninkiyle aynı mouse ise tüm kullanıcılara azap veren garip mouse yerine gerçekten makinaya uygun hızlı bir yardımcı, drive artık 1.76 mbyte diskleri formatlayabilen hd drive. makina iç donanımına girdikçe a3000 ile arasındaki farklar ortaya çıkmakta. ilk olarak 3000'de olup 4000'de bulunmayanlar:

4000'in üzerinden 3000'e göre daha az konektör var. sahip olduklarınız seri, paralel, ek disk sürücü ve video bağlantıları, scsi portu, 31khz monitör çıkışı ve composite video çıkışı makina içinde yer almıyor. 31khz çıkış almak için ufak bir adaptöre ihtiyacınız var.

4000'e ait ek özellikler ise şöyle:

cpu 56ec040, bu çip intel 80486sx çip'inin motorola modeli. matematik ünitesi (fpu - floating point unit) ve bellek yönetim ünitesi (mmu - memory management unit) çıkartılmış durumda. bunun tek sebebi ise makina fiyatını ucuzlatmak. hemen belirtmek isterim makinanın dizaynı yapılırken gelecekte çıkabilecek güçlü çiğler düşünülmüş ve cpu, board yerine ayrı bir slot üzerine yerleştirilmiş bu sayede 68050, 68060 veya üstü bir çip çıktığında makina üzerindeki çip'i çıkartıp yerine yenisini takma imkanına sahipsiniz.

1- 68040: yeni amiga'nin kalbi. 25 mhz hızda çalışan işlemci.
2- aga chipset: yeni özel çipset, aga çipset sayesinde workbench 256 renkte çalışabiliyor.
3- ram expansion: 32 bit çip memory, 16 mbyte'a kadar yükseltilebiliyor.
4- ide interface: scsi'lere gøre ucuz olan ide hard disklerin kullanılabilmesi için arabirim.
5- floppy sürücü: 1.76 mbyte'a kadar disketlerimizi kullanabileceğiniz yüksek kapasiteli yeni disk sürücü.

amiga dergisi - şubat 1993 - sayı 1
sayfa: 9

https://arsivsozluk.com/d/26
Devamını okuyayım...
retrolover
0

treasure quest

1996 yılında çıkan bilgisayar oyunu hakkında, tempo game dergisinde aşağıdaki yazı yayımlanmıştır.

Oynayın, servet kazanın.

Bu oyun, daha önceki bilgisayar oyunlarına hiç benzemiyor... Çünkü eğer oyunu herkesten önce bitirmeyi başarırsanız, hatırı sayılır bir servet sizi bekliyor: Tamı tamına 1 milyon dolar. Oyunu bitiremeyecek bile olsanız, bundan sonra size "Yine oyun mu oynuyorsun?" diyenlere, "Hayır efendim uluslararası yatırım yapıyorum!” deme şansınız var...

Bilgisayar oyunlarını çok sevenlerin ortak derdi, çevredekilerin kınayıcı yaklaşımıdır. Oyunla geçen bütün saatlerin acısı bir biçimde çıkar: Eğer yaşınız küçükse, "Oyun oynayacağına dersini çalış, okulda bunu sormayacaklar" denir. Eğer büyükseniz yine eleştirilirsiniz: "Yaa bırak çocuk musun? Zamanını bunlarla harcıyorsun... Uç saat oynuyorsun da ne oluyor?" Bazen kendi halinizde oynarken bile tedirginlik duyarsınız, "Şimdi bu oyunla vakit harcayacağıma şu işi yapsam" gibi... Oysa artık, kimsenin "Oynuyorsun da ne oluyor?” diyemeyeceği, çok ciddi iş denilebilecek bir bilgisayar oyunu var. "Treasure Quest", tamı tamına 1 milyon dolar ödüllü bir oyun. Bugünkü kur üzerinden hesaplarsak 85 milyar lira civarında bir para... Bitirin, milyarları alın. Görüyorsunuz ki, kıytırık bir derse çalışmaktan da, açık oturum programı seyretmekten de, bozuk muslukları onarmak ya da akraba ziyaretine gitmekten de çok daha ciddi bir iş..

Bu bir rekor! Şimdiye kadar, bu kadar yüksek ödüllü bir bilgisayar oyunu olmadı bildiğimiz kadarıyla, 80'lerin ortalarında, o zamanın popüler bilgisayarı zx spectrum'daki "eureka” adlı bir oyun için ödül konulmuştu, o da 7 bin sterlin kadar bir şeydi…

Rekor ödüllü Treasure Quest, tahmin edeceğiniz gibi insanı çıldırtacak kadar zor bir oyun. Bazı oyunlardaki gibi yüksek joystick becerisi ya da gelişmiş refleksler gerektirme türünden bir zorluk değil. Bilgisayarı yeni kullanmaya başlayan biri bile kolayca oynayabilir. Zor olan, oyundaki bunaltıcı bilmeceleri çözmek... Evet, "buna değer." Üstelik ümidiniz hemen kırılmasın, yarış 10 Nisan 1996’da başladı ve 31 Aralık 1999'a kadar süreniz var. Tabii ki, müthiş ödülü oyunu bitirmeyi başaran ilk
oyuncu alacak.

Oyunun konusuna kısaca bir göz atalım. Profesor Jonathan William Faulkner, öğrencilerine "vasiyet" niteliğinde devasa bir bilmece bırakmıştır ve bilmeceyi çözecek ilk öğrenci başarısının karşılığında profesörün çabalayanı ödüllendiririz" yaklaşımıyla bıraktığı 1 milyon dolarlık ödülü alacaktır... iste bu kadar, bütün konu bundan ibaret.

Oyunda profesörün evinde 10 oda ve her odada edebiyat, felsefe, bilim ya da siyaset tarihinden birer alıntı var. Hani şu "Dünya düşünenler için komedi, hissedenler için trajedidir” (Horace Walpolle) tarzı büyük laflardan... ilk amacınız bu on alıntıyı bulmak. Nihai amacınızsa bu on alıntıyı kullanarak, büyük bulmacayı çözmek. Bulmacanın ayrıntılarına gelince: Profesörümüz linguistik (dilbilim) alanında çalıştığı için, çok zorlu ingilizce dil oyunlarının üstesinden gelmelisiniz ama iş bununla bitmiyor. Her nesne, size güzel bir kadın görüntüsünde ipuçları veren "yardımcı ruh”un söylediği her şey çözüme yaklaştırabilir. Hatta, oyun için özel olarak bestelenen şarkıların sözleri bile.. Büyük çözümün parçaları olan küçük bulmacalardan bazıları, nesneleri sözcükler gibi düşünüp onlarla cümleler kurarak çözülebiliyor. işe zaman zaman mantık ya da matematik ağırlıklı bulmacalar karışıyor. Bu çok zor bulmacaları çözmek için parlak zekanızın yeteceğini sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Zeka ve İngilizce bilgisinin yanısıra, genel kültürünüz de bu işe müsait olmalı (işin en azından “jngilizce” ve "genel kültür” bölümünü nasıl aşacağınızı, bu oyunu oynarken çok faydalı olacağına inandığımız "Altın anahtarlar" bölümünde bulabilirsiniz).

Diyelim ki mucize gerçekleşti ve Treasure Quest'i başarıyla bitirdiniz. Yapacağınız şey, oyunun çözümünü yapımcı firma Sirius Publishing'e postalamak ve jürinin kararını beklemek. Bu arada, ödülü alabilmek için, elinizdeki oyun CD'sinin orijinal olması ve size özel seri numarasını içeren "registration" kartının firmaya postalanması gerekiyor. Bu yüzden, bu oyunu daha ucuza satılan Singapur ya da Bulgar baskısı kopya CD'de almayın. Eskaza böyle bir şey yapmış olsanız bile, çözüme yaklaştığınızı hissettiğinizde hemen bir tane orijinalini edinin... Bu büyük yarışmanın kuralları ve 1 milyon dolarlık ödülün alınmasıyla ilgili tüm bilgiler oyun CD'sinin içinde bulunuyor.

Simdi önemli bir son dakika notu: 1 milyon dolarlık ödülde gözünüz yoksa ya da "sapıklık” derecesinde zor bulmacalara özel bir ilgi duymuyorsanız bu oyuna hiç bulaşmayın, çünkü herhangi bir bilgisayar oyunu olarak düşününce hiç zevkli değil. Arada bir beyaz dizi kadınlarını hatırlatan bir kadın çıkıp konuşsa da, oyun genel olarak çok hareketsiz ve bunaltıcı. Bulmacalar da bu tür oyunların ortalamasına göre çok zor olduğu için, sabrınız kısa sürede tükenebilir..

ALTIN ANAHTARLAR

1 milyon dolarlık ödüle giden yolda yalnız değilsiniz, arkanızda Tempo var. İşte size işinizi kolaylaştıracak birtakım tavsiyelerim. Elbette, işiniz kolaylaştıktan sonra da çok zor!

1- İngilizce bilginiz yeterli değilse bazı kelime oyunlarını çözmeniz başta imkansız gibi görünebilir, ancak hiç de öyle değil! Bu ödülle ciddi biçimde ilgileniyorsanız, gelişmiş bir sözlük programı edinin. Birçok sözlük programının anagram çözme ve kelimelerdeki boşlukları tamamlama gibi özellikleri var. Sözgelişi siz harfleri karıştırarak "URESTREA' yazdığınızda, program birkaç saniye içinde doğru sözcüğü, yani 'TREASURE'u bulabilir. Ya da "T-EA-U-" yazmanız yine doğru yanıtı bulmasına yeter. Oyunu Windows altında çalıştırırken sözlük de arka planda çalışsın ve başınız sıkıştıkça ona başvurun.

2 - "World's Greatest Classic Books gibi birtakım CD'lerde, edebiyattan felsefeye on binlerce sayfalık klasik metin kayıtlı. Bu CD'lerin içindeki tarama programlarının, bu on binlerce sayfayı birkaç dakikada tarayıp bir cümle parçasının nerelerde geçtiğini bulmak gibi bir özelliği var. Söz gelişj, oyunda bir alıntının ”what means this silence?" gibi bir parçasını bulursanız, bunu CD'nizin tarama programına girip, Shakespeare'in "King Henry VI" adlı yapıtının "Great lords and gentlemen, what means this silence?” cümlesine ulaşabilirsiniz.

3 - Elinizdeki CD'ler ya da kitaplar yeterli olmadığında, Batı ülkelerindeki büyük kütüphanelerin internet adreslerine başvurun ve anahtar sözcüklerinizi vererek orada sıkı bir tarama işlemine girişin.

4 - Oyunla ilgili bazı ekstra ipuçlarını, şu internet adresinde bulabilirsiniz (bu adresteki ipuçları sabit değil, zaman zaman yenileri ekleniyor)

5 - Son olarak servete giden en önemli ipucu: Bu had safhada zor ve muhtemelen sizden önce başkalarının çözeceği oyunu boşverin. Ona harcayacağınız süreyi 1 milyon dolar kazanma fikrine sabitlenip transa geçerek kullanın. İnanın ki şansınız çok daha yüksek.

tempo game dergisi, eylül 1996 tarihli sayısı - sayfa 4-5
https://arsivsozluk.com/d/45
Devamını okuyayım...
disco
0

varol yaşaroğlu

avaz gençlik dergisi'nin haziran 2014 sayısında, esma aslıbay ile röportaj yapmıştır.

Türkiye’nin yetişkinlere yönelik ilk animasyon dizisi olan fırıldak ailesi’nin yapımcısı, karakterlerinin yaratıcısı, grafi2000’nin kurucusu varol Yaşaroğlu, arkadaşımız esma aslıbay’la çizgi film serüvenini paylaştı.

Esma aslıbay: kısaca kendinizden söz eder misiniz?
Varol Yaşaroğlu: yaklaşık 5 yaşından beri karikatür çizen, bir çizgi film izlediğimde “ileride ben de böyle bir şey yapmak istiyorum” diyen biriydim. İzmir Atatürk lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul teknik üniversitesi inşaat mühendisliği’nde okudum. Ardından da İstanbul üniversitesi para banka bölümünde yükseklisans yaptım. Ama dönüp dolaşıp çizgiye yöneldim ve güneş gazetesi’nde karikatürler çizmeye başladım. Daha sonra “plastik şov” adlı televizyon dizisinin metin yazarlığı ile görsel yönetmenliğini yaptım.

Esma aslıbay: çizmeye nasıl başladınız? Kendi tarzınız nasıl oluştu?
Varol Yaşaroğlu: çizmeye 5-6 yaşlarında falan başladım. O zamanlar sadece trt vardı, onu izlerdik. Orada belli başlı çizgi filmler vardı; pembe panter, temel reis gibi. Benim en çok pembe panter’in hareketleri, yürüyüşleri hoşuma giderdi. He-man’i de hiç sevmezdim, oradaki hareketler bana saçma sapan gelirdi. pembe panter’i şimdi bile izlesem çok başarılı buluyorum. Bana hala çok modern geliyor. Çizgileriyle, anlatımıyla benim ilk göz ağrım. Defterlerime hep onu çizerdim. Şimdi düşünüyorum da 5-6 yaşlarındaki bir çocuğun görsel algısıyla pembe panter’i beğenmesinin nedeni aslında iyi çizgi ile kötü çizgiyi ayırabiliyor olmasıymış. Sonrasında hep ben çizdim. Babam yurtdışına çıktığında bana çizgi roman karakterli defterler getirirdi. O zamanlarda türkiye’de kapağında çizgi roman karakterli defterler yoktu. Ben üstünde karakteri var ama içinde maceraları yok deyip o defterleri çizgi roman haline dönüştürürdüm. Çizgi deneyimim böyle başladı.

Esma aslıbay: grafi2000 prodüksiyon’un kurulma fikrinin doğuşu ve hayata geçirilmesinden söz edebilir misiniz?

Varol Yaşaroğlu: benim ilk bilgisayarım bugün bütün grafik ve reklam ajanslarında kullanılan tabletti. O tableti görünce dünyalar benim olmuştu. O gece uyuyamamıştım. Ertesi sabah kalktığımda yepyeni bir insandım. Bilgisayarla tanışmamdan itibaren kendimi geliştirmem çok çabuk oldu. Ardından Grafi2000.com diye bir site kurduk. 1999’un tam sonu, 2000’lerin başıydı. Onun için adını Grafi2000 koyduk. Orada benim küçüklüğümden beri hayalim olan animasyonları canlandırmaya başladım. Artık bir bilgisayar, bir kalem ve bir mikrofonla bir animasyon yaparak internetten paylaşma şansına sahiptim. Daha internetin adını yeni yeni duyurmaya başladığı, belki birçok insanın e-mail adresinin olmadığı bir dönemdi. Grafi2000.com adıyla açtığım internet sitesinde benim gibi animasyon yapan kişilerle tanıştım. İlk şirketimiz benim evimde kuruldu. O şirketi kuran webmasterımız Bülent Kelleroğlu adlı arkadaşımızdı. İlk çekirdek ekip oydu. Benim eve geliyordu. O bir odada, ben bir odada çalışıyorduk. Sonra ekibe Berk ve diğerleri katılınca ev belli bir süre sonra çekilmez hale geldi. Çoğaldığımızda artık olay home ofisten çıkmıştı. Bir nevi Grafi2000 böyle ortaya çıktı. Son aşamada artık 40 kişi falan olduk. Artık bir eve sığmamız imkansızdı. Biz de Ortaköy’de bulunan bu eve taşınmak durumunda kaldık. Şu anda onlarla bu şirketi yürütüyorum. Daha sonra biz kanal d’ye Grafi2000 Komedi diye bir program yapmaya başladık. Orada hem animasyon üzerinde durduk, hem de değişik skeçler yazdık. Sonraki maceram da “koca kafalar” oldu. Daha sonra da en büyük hayalimiz olan yetişkinlere yönelik çizgi film yapma fikrini hayata geçirdik.

Esma Aslıbay: Bize çizgi film yapma tekniklerinden söz eder misiniz?
Varol Yaşaroğlu: Çizgi filmde pek çok değişik teknik var. Ama şu an dünyada en popüler olan teknik, üç boyutlu teknik. Bildiğimiz 3D tekniği. Bütün sinema filmleri bu 3D dediğimiz teknolojiyle yapılıyor. Şu an mimarlık bürolarında da bu programlar kullanılıyor. Evi ilk başta inşa etmeden önce onun üç boyutlu modelini oluşturuyorlar. Aynen karikatürde de bu geçerli. Bir kız karakterinin önce bilgisayarda bir heykelini yapıyorsunuz, böylece onu her açıdan bilgisayardan görebiliyorsunuz. Yani 360 derece döndürebiliyorsunuz. Sonra ona kemik sistemi yerleştiriyorsunuz. Aynen bir insan vücudunda olduğu gibi. Artık oradaki kız çocuğu hareket eden bir kukla haline dönüşüyor. Animasyon işte böyle yapılıyor. Belli bir şeyi modelledikten sonra göz kapakları açılıp kapanan, elinizde oynayabileceğiniz bir oyuncak bir bebek gibi bir karakter yaratıyorsunuz. Bir de cartoon network kanalında sünger bob, pembe panter gibi çizgi filmlerde 2d animasyon denilen yöntem kullanılıyor. Biz de daha çok bu teknikten hareket ediyoruz. Fırıldak ailesi 3d ile değil de 2d tekniğiyle yapılan bir iştir. Üç boyutlu teknolojiler sadece bize yardımcı oluyor. Diyelim ki bir mekanı tasarlayacaksın, orada da bir otobüs var. Otobüsü 3 boyutlu tasarlayıp bunu 2 boyutlu programın içine yerleştiriyoruz. Bizim karakterler onun içinde hareket ederlerken otobüs de hareket edecek, sağa sola savrulacak. Bir de slow motion tekniği var. Bu teknikte de yine bebek örneği vereyim, somut elle tutulan bir bebek maketi yapılıp bir zemin üzerinde kare kare hareket ettiriliyor. Kolu kaldırılıyor, başı döndürülüyor. Tüm hareketler fotoğraf makinesiyle kare kare çekilip montajlanıyor. İzlenirken bilgisayarda mı klavyede mi yaratıldığını insan gözü algılayamıyor.

Esma aslıbay: iyi bir animasyoncu nasıl olunur?
Varol Yaşaroğlu: animasyon dediğimiz olay bir ekip işi. Animasyoncu teknik olarak değil sezgisel gücünü kullanabilen, bakış açısı olabilen bir insan olmalı. Yaratıcılık olursa o en güzeli. Yaratıcı olmasa bile hayal edebiliyor olması gerekir. Animasyonda sınırlı hareketleri iyi yapabilen kişi iyi animasyoncu, gereksiz karelerle uğraşan kişi kötü animasyoncu oluyor. Kolunu kaldırmasını istiyorsam tek hareketle kaldırmalı. Dolandırıp yamuk hareketler yapması bizim için diğerinden daha iyi olması anlamına gelmiyor. Bizim için önemli olan anlatımın iyi olması. İyi bir animasyondan kastımız bu olmaya başladı.

Esma aslıbay: baba haber bülteni projesine nasıl başladınız? Amacınız nedir?
Varol Yaşaroğlu: bir gün bilgisayarın başında otururken benim ilk göz ağrım olan fotoscope programında önce bir fotoğraf yerleştirdik, kafayı biraz büyütelim derken “aaa, bak ne kadar komik oldu. Acaba bu fotoğraf değil de video olsa nasıl olur?”dan çıktı her şey. Biz kendi kafamızı çekip yerleştirdik. Alt tarafı dans ediyor ama senin kafan var üzerinde. Biz ilk başta sadece buna güldük. Ama sonrada bunun üzerine bir metin yazalım dedik. Birkaç haber spikerinin laflarını değiştirip küçük çapta bir skeç hazırladık. Ona da çok güldük. Bizim bu kadar güldüğümüz şeye insanlar da güzel tepkiler verecektir diye internette yaymaya başladık. Gerçekten de ciddi anlamda çok kişi tarafından izlendi. İlk başta dream tv’de, daha sonra kanal d’deki dobra dobra adlı magazin programının arasında yayınlandı. Beğeniler kanal d’de özgü namal’ın sunduğu bir gece şovuna dönüşmesine neden oldu. O sırada rahmetli mehmet ali birand’dan haberin önüne haberi kuvvetlendirici kısa bir şey yapma teklifi geldi. Biz de koca kafalar’ı haber formatına uyarlamayı düşündük ve koca kafalar’la baba haber bülteni böylece ortaya çıkmış oldu. Amacı mizah dergilerindeki haftalık gündemi değerlendirip izleyiciye mizahi bir şekilde sunmak.

Esma aslıbay: baba haber bülteni’ni çok uzun yıllardır keyifle izliyoruz. İlk başlarda bu kadar çok ilgi göreceğini tahmin ediyor muydunuz?
Varol Yaşaroğlu: doğrusu ilk başlarda bu kadar başarılı olabileceğimiz konusunda tereddütlüydük. Biraz korkarak işe başladık. Önceleri “türkiye’de çizgi filmi çocuklar izliyorlar, yetişkinlere yönelik animasyon acaba izlenir mi?” diye endişe duyuyorduk. Koca kafalar bir animasyon örneği. Bir de kafalar yerleştirme olduğu için yani her şeyi vücutlarla anlatacağımız için oradaki jestler ve mimiklerin canlı gibi olması ve izleyiciyi yakalaması gerekiyordu. Sanırım hepsi birleştiğinde insanlar onun bir animasyon olduğunu unutuyorlar.

Esma aslıbay: yapımcılığını üstlendiğiniz fırıldak ailesi adlı çizgi film aslında yetişkinler için yapılan ilk çizgi film. Bu proje nasıl ortaya çıktı?
Varol Yaşaroğlu: çocuk çizgi filmi yaptığınızda karakterlerin pek çoğu çocuktur. Okul öncesine çizgi film yaptığınızda bir çocuğun başından geçen maceralar çocuğun daha çok hoşuna gider. Yetişkinlere yönelik bir şey yaptığınızda da ya bir aileyi ya da bir gencin başından geçenleri konu alırsınız.

Esma aslıbay: bu çizgi film aslında tam bir türk ailesini anlatıyor. Sabri baba olsun, yıldız anne olsun, tosun bebek olsun… bu karakterler tamamen hayali mi yoksa esin kaynağınız var mı?
Varol Yaşaroğlu: spesifik, yani: “a sabri şudur.” Diyebileceğim bir kişi yok. Aslında sabir bir baba olarak hepimizin hayatındaki babalardan biri. Aslında filmdeki anneanne de hepimizin evdeki anneannesinin, babaannesinin karışımından ortaya çıkan bir kadın.

Esma aslıbay: bugüne kadar hazırladığınız programlar arasında en çok ilgi gören hangisi oldu?
Varol Yaşaroğlu: reyting açısından “koca kafalar”. Ancak “fırıldak ailesi”nin, artık televizyonda değil de internette yayınlandığı halde, çok kısa bir sürede çok büyük kitlelere ulaştığını görüyoruz. Facebook’ta 350 bin, youtube’da ise 22 binin üzerinde üye sayısı var.

Esma aslıbay: bizim bilmediğimiz yaptığınız başka hangi projeler var?
Varol Yaşaroğlu: hazırlık sürecinde olduğumuz tarihsel bir sinema projesi var. Hazırlıklarına daha yeni başladık. Senaryo aşamasındayız. Fırıldak ailesi’nin mobil oyununu çıkarttık. Android ortamda yayınlanıyor. Yakında ipad ve iphone’larda olacak. Hatta bu facebook’ta da oynanabilecek bir oyun olacak. Yani mobil oyuna doğru yönelişimiz var. Yaptığımız grafikleri bir şekilde mobil ortamına adapte ediyoruz. Benim küçüklüğümden beri hayalim bir çizgi roman yapmak. Örneğin fırıldak ailesi’nin çizgi roman olmasını istiyorum. Fakat çok yoğun çalışıyoruz ve animasyon da başlı başına bir iş. Bu iş için gruplaşmamız gerekiyor. Şimdilik bu mümkün olmadığı için ileriye dönük isteklerimin arasında yer almakta.

avaz gençlik dergisi - haziran 2014 - sayı:11
Devamını okuyayım...
disco
0

netscape 6

Bekleyiş sonra erdi. Netscape yeni browser’ını tanıttı. microsoft’un buna cevabı ise yakında…

Netscape 6.0 versiyonu ile en sonunda internet explorer karşısında başarıyla durmak istiyor. Browser savaşı tekrar hızlanıyor: Netscape 6.0’ın başlangıç sürümlerinin yayınlanmasından sadece dört gün sonra Microsoft Internet Explorer 5.5’in bir “Public Beta”sını uçurdu.

Netscape 6.0 halen tam anlamıyla bitirilmiş değil. Final sürümünün yaz sonlarına doğru çıkmasından önce iki beta versiyon daha yayınlanacak. “Preview Release 1”’de (PR1) şu anda hepsinden önemlisi Web Engine “Gecko” sorunsuz olarak çalışıyor. Internet sayfalarını gerçekten hızlı olarak yapılandıran Gecko, göz kamaştırıcı bir şekilde xml , javascript 1.5, Dom Level 0 ve 1’i tanıyor ve standardizasyon heyeti w3c’nin css testinden oluşan tek Browser.

Gecko aynı zamanda tüm kullanıcı arayüzünü de oluşturuyor. Bu kesinlikle bir avantaj değil; Kullanıcı Browser’da surf yapmaya çalışırken bu sayede yeni “Sidebar”’lar üzerinde Consor’un borsa kursu çalışıyor ki bunun sonucunda hız hissedilebilir derecede düşüyor. Diğer yenilikler ve Previes Release’e eklentiler halinde bulunuyor. Otomatik Web sayfası bağlantıları için parola yönetimi ve Net2Phone telefon yazılımı hizmetleri genişletiyor. Fakat Flash Plugin’i Netscape için optimize edilmiş sayfalarda çalışırken, Java Apllets sadece “loading” mesajını görüntülüyor ve Web Translator firmasınn Web sayfasında çalışıyor. Netscape 6.0 güncellemeleri ve hata düzeltmeleri direkt Internet üzerinden yükleyebilecek. Görünümü ve bazı Browser bileşenleri birkaç fare tıklaması değiştirilebilecek. Netscape Browser’ın bu yüz tekniğini “Themes” olarak adlandırıyor ve kullanıcıların oyun hevesine güveniyorlar. Ürün yöneticisi Bijal Shah bu konuda şöyle söylüyor: “Bu mp3 player (bkz: winamp)’da da işe yaradı”. Modüler yapısı şimdiden ilk meyvelerini verdi.

ibm ve intel kendi Netscape Browser’larını sunmak istiyorlar ve nokia da bunu cep telefonları üzerinde kullanmak istiyor. Eski düşmanın bu tekrar dirilişi karşısında Microsoft cephesinde çok da büyük bir rahatsızlık gözlenmemeli. Yüzde 80’e yaklaşan market payı ile Internet Explorer, Internet kullanıcıları arasında oldukça büyük bir temel kurmuş durumda. Ve sadece görünen versiyon numaralarının yükseltilmesi de çok etkili bir yöntem değil. Birkaç hata ve durum mesajı haricinde bu yeni Browser aslında halen “Netscape 5.0”.

chip Dergisi – Haziran 2000 – ISSN: 1300-9419 Sayı: 200006
Sayfa: 10

https://arsivsozluk.com/d/10
Devamını okuyayım...
disco
0

kutlu payaslı

milliyet tv radyo dergisi'nin 5 şubat 1937 tarihli 19. sayısında, cenap akçal ile yaptığı röportaj yayımlanmıştır.

"iltimasla sanat olmaz..."

ankara radyosuna 1955 yılında açılan bir sınavı kazanarak giren ve 1967 yılında da gazinolarda şarkı söyleyebilmek için Radyonun kaşeli sanatçılarının arasına giren Kutlu Payaslı'nın sözleri idi bunlar. Sanata bu sözlerinin anlamım şöyle belirtiyor:

"sahnede şarkı söyleyen bir sanatçının başarısını veya başarısızlığını O gazinonun patronu değerlendiremez. Böyle bir değerIendirmeyi ancak halk yapabilir. Çünkü halk, sanatçının gelir kaynağı, amiri, öğretmeni kısacası her şeyidir. Sanatçının başarısızlığını veya başarısını ancak ve ancak halk tayin edebilir."

Bazı kişilerde, bazı şarkılar sayesinde beliren bir görüşü, bir inanışı Kutlu Payaslı şu sözler ile yıkıyor:

"Evet, kişilerde türk musikisinin Arap musikisinden esinlenerek doğduğu görüşü var. Fakat bu kanımca tamamen yanlıştır. Çünkü müziği Araplar bizden almışlardır. Zira Türk musikisi, arap musikisine nazaran çok daha köklüdür.”

tanburla love story

sanatçının aranjmanlar hakkındaki fikirleri ise olumlu. olumlu ama şöyle olumlu:

"ben yaylı tamburla bir "love story"yi çalarken bu müziğin yaratıcısı olan Amerika'lılar bu müzikten ne kadar zevk alıyorlarsa, bizim, yani, Türk müziğinin aranjman türünde çalınmasından da o kadar zevk alıyorum.”

Kutlu Payaslı'nın sanat hayatında başından birçok "İlginç Olay” geçmiş amma, bir tanesini hiç unutamıyor:

"1969 yılında radyoevi sanatçılarıyla Beşat'da bir konser veriyorduk. Konseri Kerkük'tü Türk'ler de izliyordu. Ve bizden "Karadeniz” şarkısını söylememizi istedi Kerküklü gençler. Bu şarkının plâğının da orada toplatıldığını biliyordum, koroya söyletmekle söyletmemek arasında bir bocalama devresi geçirdikten sonra
söyletmeye karar verdim. Şarkının sonunda halk tarafından öyle bir tezahürat gördük ki daha programımız bitmeden biz bitirmek zorunda kaldık. Çünkü bütün arkadaşlar ve ben çok duygulanmıştık, devam etmemize imkân yoktu.”

sahneyi şimdilik bırakmam

sanatçı, eğer maddi bakımdan tatmin edilir ve istikbali garanti altına alınırsa ileride sahneden çekilecek ve kendini tamamen radyoya adayacakmış:

"eğer maddi bakımdan tatmin edilirsem sahneyi bırakır ve bir idareci olarak radyoya tamamen geçerim." diyor. "bundaki amacım türk müziğini daha geniş bir kitleye sevdirebilmektir. çünkü layıktır türk müziği buna."

cenap akçal
milliyet tv radyo dergisi, 5 şubat 1973, 19. sayı - sayfa: 5
https://arsivsozluk.com/d/49
Devamını okuyayım...
disco
0

greta lovisa gustafsson

(bkz: greta garbo)
disco
0

trunet

2000'li yılların başlarında hizmet vermiş, internet servis sağlayıcısı.

temmuz 2000'de, pcgamer dergisine aşağıdaki yazı ile reklam vermiştir.

internete bağlanmak için, interneti kullanın. karar verdikten 10 dakika sonra internet erişiminiz hazır. telefon, bilgisayar ve modeminiz varsa, telefon görüşmeleri yapmadan, kutu satın almaya uğraşmadan, yazışmalar yapmadan, fakslar çekmeden internete bağlanabilirsiniz.

istanbul
kullanıcı: abone
parola: abone
erişim tel: 0822 261 01 10

diğer şehirler
kullanıcı: abone@truva
parola: abone
erişim tel: 200 00 40

bu bağlantıdan sonra aşağıdaki adrese girip, çok gerekli bir kaç satır bilgiyi doldurdunuz mu, günün hangi saati olursa olsun 10 dakikada internettesiniz.

abone.tru.net.tr

bütün hatlarımız 56k
ne zaman bağlanırsanız bağlanın ilk denemenizde hattınız bağlanır, meşgul sesiyle sinirleriniz bozulmaz.

herkese 5mb web alanı
bedava web alanı bulmak için uğraşmayın. kişisel sayfalarınızı server'ımızı kullanarak yayınlayın.

4 ayrı e-posta adresi
aile bireylerinden 4 kişi, şifreleri farklı, kendilerine ait e-posta adresine kavuşacak.

online gaming network
kali server bütün multiplayer oyunları 14.400 bps modemle dahi online oynamanızı sağlıyor.

aboneliğiniz bitse bile, kullanıcı adınıza ait e-mail adresiniz ömür boyu sizin...

1 ay sınırsız : 9$
3 ay sınırsız: 24$
6 ay sınırsız: 46$
12 ay sınırsız: 89$

erişim kalitesinden ödün vermemek için, kısıtlı sayıda yeni abone alınacaktır. bu kampanya, 30 ekim 2000 tarihine kadar geçerlidir.

sorunsuz internet bağlantısının keyfini çıkarın.

(bkz: pcgamer türkiye) dergisi
yıl: 2, sayı: 20007 - temmuz 2000
sayfa: 1
https://arsivsozluk.com/d/43
Devamını okuyayım...
disco
0

pc commerce

Müşteri lisans anahtarıyla yazılımı serbest bırakma hakkına sahip olacak.

Digital Square firması yeni satış düşüncesi ile sade yazılımı “kullanıcıya” getiriyor: Bilgisayar satılırken kilitlenmiş bir yazılım paketi sabit disk üzerine kaydediliyor. Eğer müşteri bu programlardan birini bilgisayarına kurmak isterse internet üzerinden bir lisans anahtarı satın alabilir ve bu anahtarı kullanarak yazılımı serbest bırakabilir: Bu konudaki risk:

Şayet hacker’lar bu serbest bırakma kodlarını çözecek olurlarsa firma bir işgal tehlikesi altına girecek. Seneler önce benzer bir prensiple çalışan Yellow Point CD’sinin başında buna benzer bir olay geçti: kırılan ve daha sonra dünya çapına dağıtılan serbest bırakma kodları sayesinde cd çok büyük ilgi gördü.

Kaynak: Chip Dergisi – Haziran 2000 – ISSN: 1300-9419 Sayı: 200006
Sayfa: 11

https://arsivsozluk.com/d/9
Devamını okuyayım...
disco
0